MAHALLİ DİLİMİZ
Sivas Yöresi Lehçesi-2 | Sivas Yöresi Lehçesi-2 |
| Salı, 10 Kasım 2009 | |
|
I Irganmak :hafif hafif sallanmak Isınak :ocak, soba, güzüne gibi ısınma aracı Issı :sahip Issık :essik, çukur İ İbicek :kura, yazı-tura, tek-çüt İçrek :içte kalan, mahrem, saklı, gizli İğ :iplik bükülmeye yarayan alet İğdiş :burkmak, burkulmuş, hadımlaştırılmış koç İkicanlı :hamile, gebe İlah :tanrı, allah, hak, rab, yaradan İlaha :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan İleğen (illeğen) :leğen, yayvan kap, el yıkamak için kirli suyun akıtıldığı ağzı geniş kap İlenmek :kötü duruma düşmesini dilemek İley :çevre, etraf, muhit Ilgım :çölde uzaktan su gibi görünen, serap İlinmek :ilintisi olmak, taalluk etmek Iklım :uzaktan gelen ses, ışık, serin eriyen kar yeli İlmi ledün :gönül ilmi, irfan sırrı, yaradılışta kalbine konulan bilgiler Imızganmak :uyku ile uyanıklık arası bir durum İlmek :düğüm, ilmik İreçber :çiftçi İrehber :rehber, kılavuz, yol gösteren İrezil :rezil, Türkçe ses uyumu kuralına göre öztürkçe sözcükler "r" ile başlamaz. Uyum için önüne bir ünlü harf getirilir irfan sırrı :ilmi ledün, gönül ilmi, Allahın yaradılışta kulun kalbine koyduğu bilgi İşlik :gömlek, içe giyilen fanila İvecen :aceleci, carı, acil, acele eden J K Kaaz :gız, herif, hanım, mirim, pirim,üstad v.b. Seslenme ifadesi Kabacak :meşe ağacı Kabara :fesin kenarındaki başı kabarık çiviler Kabakuşluk vakti :gün ortasına yakın vakit, güneşin zenit noktasına yakın olduğu vakit Kabuz :karpuz Kadem :ayak, 30 cm. uzunluğunda ölçü birimi Kadir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kadiri Hay :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kağaz :medarı iftihar kelamı, saygıdeğer, sevgili, mirim, pirim, üstadım, keğiz Kağırmak :kanırtmak, bükmek, eğmek Kahan, kahand, kehan : ayırt etme, ayıklama Kahnar :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kakılmak :batmak Kalantor :zenginliğini göstermeye özenen kişi, kelli felli Kalın :başlık, gelin adayı kıza öncül, mihir olarak verilen ayni ve nakdi çeyiz. kalıng Kaltak :kuskunsuz eyer, arsız, namussuz kadın Kamus :bütün Kamus :bakırdan yapılmış büyükçe süzgeç Kanıh, kanık :yetinen, gözü çokta olmayan, kanaatkar Kanıhlanmak, Kanıklanmak :kanaat etmek Kanıhlık, kanıklık :kanaat, kanaatkarlık Kannı :kanlı Karameş :bir çeşit aşık oyunu Karartı :mal davar, gölge, vücut, gövde Karasar :karaya çalan, esmer Karaşın :karaya çalan, esmer Karavaş :kadın hizmetçi, kadın köle, cariye Karavul :devriye Kargış :karış verme, beddua etme, ah çekme Karıntı :rüzgar anafor, hortum Karış vermek :beddua etmek, ah çekmek, hal dilekte bulunmak Kav :Yazın kuru ot yiyen koyunun sidiğinin kumaşa emdirilerek yapılan çakmak fitili Kavır :toklu, bir yaşındaki koyun Kavi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kayıl olmak :razı olmak Kayyum :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kebir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Keflemek :tehdit etmek Kegız :kaaz, kağaz,medarı iftihar kelamı, saygıdeğer, sevgili, mirim, pirim, üstadım, Kehan, kehand :ayıklama, ayırt etme Kelağı :büyük zil, çıngırak Kelamullah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kelbe :kötü, kemter, kelp, aşağılık, köpek Kele :boğa, tosun, tarla faresi Keleği :tarla faresi Kelep :halka, bukle, kıvrım Keleş :kele, tosun, güzel, yakışıklı, yiğit, cesur Kemre :gübre Kepez :deniz kıyısında yerli kaya Kepir :çorak toprak Kerim :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kemre, kerme : koyun gübresinin tepelenmiş hali, kabuk Kerme, kemre : ağıldaki davar gübresinin tepelenmiş hali, kabuk, Kesik :gevşeklik, mahmurluk, rehavet Kesimkesili :sözlü Kesimkesmek :sözleşmek, anlaşmak, kararlaştırmak Kesmik :kepekli alaf, kaba doğranmış saman Kespek :işe yaramaz sap, saman, buğday kabuğu, kuvvetsiz, fersiz Keyme :keyme ile kuyu dibi sulanmaz. Kıcı :kırcı, ufak taneli dolu Kiçi :küçük Kıdem :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kikirik :zayıf ince uzun boylu kimse Kılağılamak :kılağını almak, deriye sürterek kılağısını almak Kımçı :ince değnek Kimi :gibi Kılık :şekil, şimal, görünüş, giyim, kuşam, tip Kılınmak :alttan almak, yaltaklanmak Kiliz :saz, kamış Kırağ :kenar Kirde :mısır unuyla yapılan pide Kirkit :halı-kilim dokumada kullanılan argacı sıkıştırmaya yarayan alet Kirtik :küçük parça Kis :kirli saçta oluşan kepek, parazit yavrusu Kıssahan :kıssa, hikaye anlatan kimse Kişelemek :kovmak, kaçırtmak, sürmek, sürüp çıkartmak Kıyamullah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kızağıya gelmek :hayvanlarda çiftleşme isteği, kızışma Kizik :kızartılmış kuyruk, kıkırdak Kizir :köy bekçisi Kodük :sıpa Koğ :dedikodu Koğcu, koğucu :dedikoducu Kokoroz :çirkin insan Kotan :büyük saban Kovucu :gammaz, fitçi Koyak :iki dağ arasında kalan arazi, vadi Koyar :iki akarsuyun birleştiği yer Koyuntu :acı, keder Koyurtmaç :yeni sağılan davar sütünün bir kabla soğuk su içine konularak yoğunlaşmış hali Koz, goz :güç, kudret, ceviz Köcek :ekilen tarlada filizin bir karış büyümüş hali Kölolam :kurbanın olam, kölen olam Kömbe, köme :iki sac arasında pişirilen börek, çörek, köme, kömme Köme, kömbe :iki sac arasında pişirilen börek, çörek, hamur işi Köpüz :durgun su yüzeyini kaplayan kirli katman Kösem :kösemen, sürünün önünde giden kılavuz koç veya teke Kösnü :erkek ve dişinin birbirine duyduklar istek, şehvet Kösnük :kösnü zamanı gelmiş olan Kösnümek :eş isteme zamanı gelmek Köstek :saç örgüsü, saç süsü, cep saati zinciri Köşek :deve yavrusu, köçek Köynek :gömlek, miltan Kubarmak :mağrurlanmak, kendini övmek Kubat :kaba, biçimsiz Kubatlık :kabalık Kubur :boru biçiminde uzunca kab, tuvaletten lağıma inen boru Kuday :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kudüs :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kudret :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Kukuç :kayısı, şeftali gibi meyvelerin sert çekirdek kabuğu Kulan :katır, yabani eşek Kulun :at, eşeklerin yeni doğmuş yavrusu Kunnacı :gebe, hamile (hayvanlarda) Kurdalamak :Hoş olmayan bir şeyi veya bir konuyu gündeme getirip konuşmak, deşmek, eşiştirmek, karıştırmak Kurşak :kuşak, kemer, Kurtumcalık :ekin, ot biçiminin sona ermesi üzerine yenilen tatlı veya verilen hediye Kuruluk :kurutulmuş davar gübresi, ahırlarda kuruluk olarak kullanılır. Kutlu :kutsal, uğurlu Kutsuz :uğursuz, mutsuz Kuz :gölgede kalan yan Kücü :dokumada eriş arasını açmaya yarayan alet ve ip düzeneği Külfet :külfet, ev halkı Külfet :ev halkı, küflet Külhışır :un ufak, toz Külleme :ateşli kül içinde pişirilen hamur işi Kümül :bütün, tamamı Küncü :susam Künk :hakne, toprak büz Küpleği :kazma, balta sap deliği Küpleme :karın boşluğunda su toplanması Kürtük :dağda büyük kar yığını Kürtük :koyaklarda kar üstünde tutan, altından su geçen buz parçası Kürün :hayvanların su içmesine yarayan yalak Küseğen :çabuk küsen Küşne :karaburçak Küştere :uzun rende, değirmen taşı, bileği çarkı taşı L Lağap :lakap Lağlanmak :lalanmak, biriyle alay etmek, dalga geçmek, tiye almak Lah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Lalanmak :lağlanmak, biriyle alay etmek, dalga geçmek, tiye almak Lamekan :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Laşerik :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Latif :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Layla :ninni Leken :kara batmamak için ayaklara takılan perdeli ayaklık Lele :lala, mürebbi leng :aksak, topal, sakat Lenger :el-ayak yıkanılan büyük sini şeklinde bakırdan kab Lenger :gemi demiri Leyvaz : yeşil fasülye, baduç Loda :üzerine toprak örtülmüş yığın Loğ :toprağı sıkıştırmak için kullanılan taş silindir Loğcak :loğu iki yandan tutan ağaç kollar Loğdur ağacı :taş silindiri belli istikamette döndüren ağaç mekanizma Loğlamak :Toprak damı loğ ile sıkıştırmak Loğlamak :loğla sıkıştırmak Lokmagöz :gözleri fırlak Lök :deve, iri aşık kemiği, ağır oturaklı Lüp :kolay ele geçirilen ve yenilen bedava şey Lüpçü :lüp eden kişi, lüpe konmasını seven, bedavacı M Mabal :babal, vebal, günah Mabut :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Macid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mağ :ev, ağıl v.b. bölme Mahana, mahna :bahane, neden Mahledür :bakırdan ufak peynir, reçel v.b.tabağı Mahrama :büyük mendil Malak :manda yavrusu Malamat :ifşa etmek, açıklamak, ayıbını ortaya koymak, rezil, kepaze Malamga :yeni kesilen ağacı kuğa bıçağı ile soyarak yapılan hayvan yemi Mandarlıg :hayvancılık Malikilmülk :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Malkara :karaman, büyükbaş hayvan Malkıran :sığır vebası Malkoç :akıncı ovağı başı Mallanmak :mal edinmek Mana :bana Manca :yemek, yeşil yapraklı sebze yemeği Mani :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Manik :belik, yumak Mapus :hapishane, tutukevi Marah :merak, marak Marak merak, marah Mahrama :büyük battal boy mendil Marsuvan :iriyarı, katır gibi eşek, Kıbrıs eşeği Maslahat :danışma, Maşala :meşale Maşara :iri, iri mezru at yapılan tarla parçaları Maşuk :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Matal :koyun/oğlak derisi, tulum Mayıl :mail, tutkun, meftun Mayıs :sığır gübresi Mazı :halı-kilim dokumada kullanılan argacı sıkıştırmaya yarayan alet, kağnı oku Mecek :masta ucuna takılan metal kazıyacak Mecid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Medet :imdat, yardım et, insaf et Mehel :uygun, denk Mehman :mihman Mehreç :mahreç, çıkış yeri, menşe, kaynak Mehriban :mihriban, sevgili, şefkatli, merhametli Meleş :iki kuzulu koyun Melik :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Memecim :küçük simit Men :ben Merek :ahır Merhele :merhale, evre, aşama, kerte Metin :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Metleb :mesele, maksat, amaç, konu Mevla :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mıh :büyük çivi Mıhlamak :mıhla tutturmak, çivilemek, silahla vurmak Mihman :konuk Mihriban :yumuşak huylu Miltan :köynek, gömlek, mintan Mimsekü :evin içinde esas odada 70 cm yüksekte gençlere ayrılan bölüm Min :bin Minci :lor Mintan :gömlek, köynek, miltan Mitil :yüzü çekilmemiş yorgan, nevresim Mırzıngı :kapının kilitleme sistemi Mısmıl :iyi, temiz, doğru, dürüst, helal ve temiz hayvan eti Mışmış :kayısı, zerdali Möhkem :mükemmel, sağlam, kuvvetli Möhtaç :muhtaç Möteber :muteber, tanınmış, güvenilir, geçerli Muahhit :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mucuk :bir ölçü birimi, gödükle yapılan ölçüm Mugayat :mukayyet, göz kulak olma Mugni :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muğber :düşman, hasım Muhanat, muhannet :cimri, nekes, ihsansız, alçak, namert Muhsi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muhyi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muiz :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mukaddim :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mukit :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muksıt :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muktedir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Muncuk :boncuk Munda :bunda Musahap :müsahip kardeş, gönül kardeşliği Musahip :sohbet arkadaşı, müsahip kardeş, gönül kardeşliği Musavvir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Musurman :Müslüman Muştuluk :iyi haber için verilen hediye, müjdelik Muy :tüy, kıl, saç, koku Muzulamak :yavrusunu gören ineğin böğürmesi Mübdi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mücib :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Müdara :yüze gülen, dost gibi görünen Müheymin :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mümin :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mümit :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Müntekim :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Müret :medet, mürvet, amanın yardım et, imdat Müsahip :gönül bağıyla bir birine bağlanmış kardeş olmuş kişi, kan kardeşi Müşkül :mesele, sorun Müteali :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Mütekebbir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Müzil :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Müzör :çaşıt, ispiyoncu, ele veren, fitneci Müzörlemek :ispiyonlamak, ele vermek, ihbar etmek, fitnelemek N Nafi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Nahas :ne sebeple, niçin? Nahas geldin?= Niçin geldin? Neçe :nice Nelbekiye :heybe, torba Nemer, never :bahşiş Neyniyem, niyneyem : neyime gerek, benim için hava hoş, sen bilirsin, takdir senin Nöker :hizmetçi Növ :yeni, növbahar, ilk bahar Nur :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan O Ohlö, ohlöv :oklava Ohşamak :sevmek, dövmek Oklaaç :oklava Okuntu :davet (hediyeli) Okuyucu :davetçi, davetiye veren kişi, ulak Okuyuntu :okuntu, davet Ollo :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Omaç :yufka makarna Oncalayın :onun kadar, o kadar Orçum :güvez, aç gözlü, şeşo Otağım :Tuğum Oyluk :gözün çukuru Ö Öd :edep, zaman, kutsal zaman tanrısı, öd tengri, safra Öd ağacı :din törenlerinde ateşe atılan ve güzel koku veren ağaç Ödek :Yaşlı, Muhterem, Pir, Bol sulu, Felek, Zaman, Kutsal Dağlar, Kutsal Zaman Dağları, adak, ücret, ödenek, ödenecek şey, tazminat, edebiyle ödeşenler Ödekli :Ödek'ten olan, Ödek :Köyünden olan, Ücretli Ödeksiz :Ücretsiz Ödlek :korkak, çekingen, ödsüz (ödü korkudan patlamış anlamına) Ödürtlemek :irdelemek, ucun ucun sormak, inceden inceye soruşturmak Ölbe :ağaçtan yapılmış yuvarlak bal kutusu Öllük :çocukların belendiği kuru toz halinde toprak Önel :mehil, önceden verilen süre, önsüre Önsüre :önel, mehil, önceden verilen süre Örtme :yanlar üç duvarla çevrili ve üstü kapalı, açık taraf bahçeye bakan yazlık hususi balkon Örüzgar :rüzgar Ötürü :sebebiyle, dolaysıyla Övlat :çocuk P Padişah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Pağaç :sütle yapılan küp içinde pişirilen ekmek Pahıl :muhannet, alçak, korkak, bulunduğu halde vermeyen, varı inkar eden Pahıllık etmek :var olduğu halde yok demek, istememek, çekememek, kıskanmak Paltar :palto Pambık :pamuk Papak :yün veya tiftikten örülmüş başlık, kar başlığı Part :karın, göbek, partı büyük Partal :palavracı Partava :palavra, boş ve yalan konuşma Partavacı :palavracı, boş ve yalan konuşan Payalanmak :kendine pay çıkartmak, övünmek Payıban :ayak bağı Paylamak :pay etmek, üleştirmek, azarlamak, tezirlemek Paysınmak :arsınmak, kendine pay çıkartmak, sakınmak Peğ :duvarları yarı yıkılmış ev, oda, ağıl Pendir :peynir Pernek :az sayıda davarı olan ve bunu çoban evine otlattırmak için katan üye Pesend :beğenen, beğenmiş Peye :ahır, hayvanların bağlandığı bina Peyik :haberci, salıkçı Peyk :çatal, ayırmaç, ayraç, çad; uydu Pılı pırtı :üst baş, tüm giysiler Pılıg :kenarları çitirikli ortası delik küçük kömbe Pilik :koçların boyunlarına takılan kömbe Pilov :pilav, bulgur pilavı Pij :şığla, filiz dalı, istenmeyen dal, istenmeyerek peydah olmuş (dal, kol, çocuk, v.b.) Pine :çöpür veya yünden elde yapılmış yırtık çorap Pineci :pine toplayan ve karşılında başka bir mal veren satıcı Pin (pinmek) Dum, tüne Pinlik kümes, pinnik Pinnik pinlik, kümes Pırtık :ufak Pisik :kedi Polad :çelik Polathan :büyük tepsi Pörtlek :patlakgöz Pös :Çöp, zibil Pöslük :çöplük, pösnük Pösnük :çöplük, Pöslük, zibillik Pul :madeni para, bozukluk, değersiz Pus :pusmak, gizlenmek Pür :yaprak, dolu, çok, fazla, sahip Pürçekli :havuç pürpürüm :ufalanmış, parçalanmış, paramparça, eskimiş,, lime lime R Rab :tanrı, allah, hak, ilah, yaradan Rafi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rahim :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rahman :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rahmetullah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rakib :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rauf :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Remzi :resmi, işareti Reşit :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rezzak :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Rıdvan :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan S Sabur :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Sacı :hediye kurban, düğün yemeği Sadalamak :ses vermek, seslenmek, seslendirmek, söylemek Sadır :fide, domates fidesi Sağalmak iyileşmek, iyi olmak Sağcı :koyun-davar sağan kadın, kız Sağdış/soldış :sağdıç/soldıç, gelinin sağında ve solundaki yardımcı Sahan :kab, tas, kase Sahanlık :merdivenden eve çıkarken 4 basamak yüksekte, kesme taşla yapılmış genişce saha Sahat :saat Sakındırak :hayvanların burunlarına takılarak onları dizginleyen yular, gem Salaca :üstünde cenaze götürülen dört kollu düz tahta veya merdiven Salahana :başıboş, seyip, sahipsiz, sorumsuz, işsiz, avare Salamat :selamet, ferahlık, rahatlık Salhım :salkım Salıkçı :ulak, haberci, elçi Samed :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Sancılmak :saplanmak Sar :ser Savama :tekke Savran :küme, öbek Say mı? :sahi mi?, gerçek mi? Saya :saye, gölge Saya :üç etekli entari Saya :üstü açık mal-davar ağılı Savuşmak :geçmek, geçip gitmek Sayacı :sacı toplayan, kurban, lokma v.s.toplayan kişi, çoban Sayrımak :hastalanmak Sayvan :gölgelik Seğirtmek :ileri atılmak, aceleyle hareket etmek Seheri :sabahı, öncesi Seki :yüksekce oturmalık Seklem :büyük çuval Selam :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Semi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Senebaduç :yeşil fasulye Seullah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Seyip :serbest, başıboş Seyiplemek :serbest bırakmak, azat etmek Sın :kırık-çıkık Sınmak :kırılmak Sınıhçı, sınıkçı :kırık-çıkıkçı Sırfa :surfa, sofra Siflenmek :ser sefil durmak, oyalanmak, iş yapar gibi durmak, boşa zaman harcamak Sitil :galvanizli bakraç, kova Siyeç :çeper, çiper, çalı çırpıdan yapılan çit Sohum :lokma,ısırılan ekmek parçası yada ağızdaki yemek Sokunmak :takınmak Sora :sonra Sorhunmak :bir işi isteksiz yapmak,içinden gelmemek, kerhen yapmak Soyha, soyka :değersiz, kıymetsiz, uğursuz, soyukanlı, ölü veya esir giysisi Sörenin beğler :bir çeşit aşık oyunu Subhan :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Suçukmak :kendini suçlu bulmak, suçlu hissetmek Sufat :sıfat, yüz, surat Sulak :kuşlar için su kabı, sulanabilir arazi Surfa :süfre, sofra Sutara :bilezik Suvarmak :su vermek, sulamak Sürfe :surfa, sofra Süllem :merdiven, ayakcah Süluk :yola girme, tarikata bağlanma Süme :öz, içinden gelen istek, doğaçlama Sümeğine gitmek :içinden geldiği gibi, özünün istediği gibi davranma, planlamadan yapılan iş, doğaçlama yapmak Süve (suve) :kapı, pencere kasası, kapı pencere başlarına konulan hatıl, körkasa Ş Şahenşah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Şar :şehir . Şardan gelen benim, havadisi veren sensin. Şarlak :şelale, cortan Şarmıta :edepsizliği ile üste çıkan, dilbaz, düşük ahlaklı Şavk :ışık Şehid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Şekur :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Şelek :sırtta taşınan yük, şilek Şello :yalaka, bukalemun, kuyruk sallayan Şellolenmek :yalakalanmak, kuyruk sallamak Şeşo :orçum, gereğinden fazla özverili, Şibelmek :şımarmak Şığla :ince uzun sap, ekin, ot v.b. sapı, filiz dalı, pij Şilek :şelek, sırtta taşınan yük Şılın :çör, çöp, sap, zibil Şılınlı :işini temiz yapmayan, arkasında çör çöp bırakan Şimşir :kemik, kılıç Şinik :kilenin sekizde biri değerinde hububat ölçeği Şiplik :kırbaç, şip şip ses çıkartan Şirni :kuruyemiş, tatlı Şişek :genç dişi koyun Şıvga :taze fidan T Taala :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Taat :tanrı buyruklarını yerine getirme, ibadet Tahna, tahne :tenha, tehne Tamaşa :temaşa, gösteri, şamata Tanara :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Tanı :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Tanrı :allah, hak, rab, ilah, yaradan Tapmak :bulmak Tar :iki direk arasına çakılan mertek Tartara :terazi Tataba :kadın hizmetçi Tavsır :resim Tay :eş, iki taneden biri Tehne :tahna, tenha, ıssız Tehöv :vay anam, vay babam, ne bahtılı, seni bahtılı, hayret ünlemi Tek-çüt :ibicek, yazı-tura, kura Tekvin :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Telli :çok, pek çok Tellisi :çoğu, pek çoğu Tengri :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Tepir :tahta elek Teşi :yün eğirme, iplik bükme aracı, iğ Tev :hadi canım sen de, inanmıyorum. Tevvab :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Teze :taze, yeni, turfanda Tezelemek :yenilemek, filizlenmek Tezermek :kaçmak Tezid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Tezir :ayıp, azar Tezirlemek :ayıplamak, azarlamak, utandırmak Tıfıl :küçük, cüce, kısa, çocuk, tifil Tığ :harman yığını, oya işlemek için ucu kancalı iğne, kılıç Timinneğ :dört gödük ölçüsünde olan kab. Tınnıh :kuzu-gidik derisinden süt, yoğurt, çorba kabı. Tırhıd :bulgurdan yapılmış çorba Tohnik :bulgur unu ve pekmezden yapılmış helva Toklu :bir yaşındaki dişi kuzu, kavır Tombak :tombalak, yuvarlak, top gibi, tortop Tor :tınak, esneyen örgü, tuzak, Torlak :genç, ham, toy, olgunlaşmamış, gelişmemiş Torpah :toprak Tovuh :tavuk Töhene :dört mağ büyüklüğündeki kürsü odası Töker :döker Tumsu :yumru, tümseklik, yükseklik, tarla sınırı Tutmut :ark tümseği, karıg tümseği, iki su çukuru arasındaki yükselti Turap olmak :ayağının toprağı olmak, kulu, kölesi olmak Tüfe :ocak, tandır yapmak için kullanılan kesme taş Tüğmek :kaçmak, sıvışmak Tüle :enekede bey/ciğa tarafının tersi Tülek :hileci, tüyünü değiştiren Tümsük :tümsek, tepecik Tüvmek :kaçmak, sıvışmak U Ud :ut, utanma Uğarmak (uvarmak) :tamir etmek, onarmak, yamamak Uğur :ön Uğrun :gizli; uğrun uğrun, gizli gizli Uluk :ulu, büyük, güzel Umaç :omaç, yufkadan makarna Urmak :vurmak Uruplağ :iki timinneğ ölçüsünde kab. Bir gaz tenekesi ölçüsünde kab. Ut :ud, utanma Utlu :utangaç Uvarmak (uğarmak) :tamir etmek, onarmak, yamamak Uz :uzman, usta, iyi, uzun, uygun Ü Üçün :için, diye Ürüngül :sararıp solmuş, soluk, mat, rengi bozuk, zayıf, yıpranmış Ütmek :kumar v.b. Oyunda kazanmak Ütülmek :kumar v.b. Oyunda kaybetmek, yitirmek Üvütmek :üğütmek, öğütmek Üz :yüz Üzük :yüzük Üzülmek :incelmek, kopacak duruma gelmek V Vacid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vahdaniyet :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vahid :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vala, vele :gelinin başına örtülen örtü, duvak Vali :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vargel :arkacı geçirmek için erişi birbirinden ayırmaya yarayan kalın sopa Vasi :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vechullah :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vedud :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vehhab :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vekil :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Veliy :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Vınlamak :hızla hareket etmek Vızık :vızıldayan Vücud :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Y Yadırgı :yabancı Yağar :açık yara, kızıl yara, kanayan yara Yağı :düşman Yağlık :mendil Yaha :yaka Yahve :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Yalamuk :ağzı, burnu yara bere içinde olan Yalavaç :peygamber Yaldatmak :aldatmak Yalloz :yalaka, bukalemun, kuyruk sallayan Yaltag :yağ yakmak Yanbeğliğin gitmek :Yörepten karşı tarafa geçmeden yürüyüp gitmek, yan yan gitmek Yanıl :parlak kırmızı Yanıl alma :kırmızı parlak elma Yar :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Yara çıha :Allah belasını versin, yarası çıksın Yarab :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Yaradan :tanrı, allah, hak, rab, ilah, Yarag :nesne, gereç, merak Yarlık :bebek önlüğü Yarpız :narpız Yassılmak :evetçi, sallabaş olmak. Ezilip büzülmek Yassır olmak :tataban olmak, kulu kölesi olmak, esiri olmak Yaşın yaşın :gizli gizli Yaymak :otlatmak Yaymak :yağ çıkartmak, tuluk yaymak Yazma :başörtüsü Yecir-terek :kab-kacak Yekdiri yekdiri :topallayarak, ikizleterek yürümek Yekinmek :teşebbüs etmek, davranmak Yekte :siyah eteklik, yelek Yelgin, yelkin :yel gibi, süratli, çabuk Yelik (yeğlik) :hafif Yelmek :yel gibi gitmek, aceleyle koşmak Yelpik :yellik, nefes darlığı çeken Yemeni :başörtüsü, ayakkabı Yen, yengi :zafer, utku Yerinmek :üzülmek Yermek :kötülemek, eleştirmek Yesir :esir, tutsak Yetmek :ulaşmak, varmak, erişmek, imdadına koşmak Yetişmek :varıp yardım etmek Yezdan :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Yığmak :esirgemek, menetmek, zorlaştırmak Yormak :yorumlamak, düş kurarak geleceğe dair hüküm kurmak Yortmak :koşmak Yortuşmak :koşuşturmak, yarışmak, rekabet etmek Yoz :bozulmuş, karışık Yörep :bayır, yokuş Yuha :yufka, ince, hafif Yumak :yıkamak, yün yumağı, Yumuş :emir, talimat, söz, rica, hizmet Yumuşmak :üşüşmek, toplaşmak Yüksünmek :üzerine almak, paysınmak, kendine pay çıkartmak Yülemek :bileğilemek, keskinleştirmek Yülümek :saç veya sakalı kökünden kazımak, tıraş etmek, kesmek Yüz görümlüğü :gelinin yüzü açılmadan görmek isteyenlerce takılan takı Z Zaga :oba, çadır, otağ, ev Zahar :meğer, tersine Zahir :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan Zamanın behrinde :zamanında iken, bir zamanlar Zayolmak :boşa gitmek, kaybolmak, ziyan olmak Zebil :bol bol bulunan, gani Zehmetkeş :zahmetli iş, çiftçi, çiftçilik Zibil :çöp, pös, toz, çör çöp, Zifir :yağ, bulaşık, karanlık, kara Zilif :zülüf, yanaktaki saç telleri Zırgıngin :kapıyı kilitlemeye yarayan ağaç sopa veya demir çengel Zırza :kapı kilidi, demir çengel Zırzıngı :kapıyı kilitlemeye yarayan demir çengel Zoğal :zaval, zeval, dert Zort :ek parça, son parçası Zoval :zaval, zeval, dert, zoğal Zubun : Kadınların giydikleri üç etekli kutnu giysi Zülal :saf, arı, güzel, tatlı soğuk su, hafif Zülcelal :tanrı, allah, hak, rab, ilah, yaradan |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| FOTOĞRAF ALBÜMÜ |
| KÖY VİDEOLARI |
| ONUR TABLOMUZ |
| DERNEĞİMİZ |
| KÖY MUTFAĞI |
| MAHALLİ DİLİMİZ |
| ZİYARETÇİ DEFTERİ |