Elazığ Merkez Aşağıdemirtaş (Aşağıholpenk)-Kesikköprü Köyü Web Sitesi

  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • red color
  • green color
Giriş Sayfam Yap

ANA SAYFA arrow KİTAP-YAYIN arrow Tıkandı Baba
Tıkandı Baba

TIKANDI BABA

 

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken

bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.

 

Tıkandı baba, çay getir

Tıkandı baba, oralet getir. Vb

 

Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.

Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?

Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba

Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba

da peki deyip başlamış anlatmaya;

 

Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı

ve hepsi de akıyordu. Benimki

de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de onlarınki kadar aksın" diye

içimden geçirdim. Bir çomak

aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su

damlamaya başladı. Bu sefer

içimden " Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın"

dedim ve uğraşırken oluk

tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken

Cebrail göründü ve

Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım "Tıkandı

baba" ya çıktı ve  hangi işe

elimi attıysam olmadı. şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.

 

Tıkandı baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Çayını

içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ;

Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında

bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.

 

Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi

baklavayı getirmişler. Tıkandı

baba'ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış

baklava nefis. " Uzun zamandır

tatlı da yiyememiştik. şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye

içinden geçirmiş. Baklava

tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben en iyisi bu

baklavayı satayım evin

ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış

bağırmaya

Taze baklava, güzel baklava ! Bu esnada oradan geçen bir Yahudi

baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş

yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile

evin ihtiyaçlarının bir

kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim

baklava almış yerken ağzına bir

şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. şaşırmış, diğer dilim diğer dilim

derken bir bakmış her dilimin

altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere

geçip başlamış beklemeye.

Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler.

Tıkandı baba yine baklavayı

satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi

hiçbir şey olmamış gibi

Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım,

demiş. Tıkandı baba da

Peki, demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş

ve Yahudi de her akşam

Tıkandı baba'dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan

Mahmut ;

Bizim Tıkandı baba'ya bir bakalım, deyip Tıkandı baba'nın yanına gitmiş.

Bu sefer padişah

kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim

tıkandı baba eskisi gibi

darmadağın. Sultan;

Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş

Geldi sultanım

Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?

Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım.

Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.

Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı,  hadi benle gel, deyip almış ve

Devletin hazine odasına götürmüş.

Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar

gelirse hepsi senindir, demiş.

Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp

çıkarmış ama bir tane altın

küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş;

Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git

onlar sana ne yapacağını

anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış

Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş

beğensin. O taşı ne kadar uzağa

atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları "peki" deyip

adamı alıp Üsküdar'a

götürmüşler.

Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba,

Niçin, demiş. Askerler

Hele sen bir beğen bakalım demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken

kocaman bir kayayı beğenip

almış eline

Ne olacak şimdi, demiş

Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını

padişahımız sana bağışladı.demiş.

adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş.

Adamcağız oracıkta ölmüş.

Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. ışte o zaman Sultan Mahmut

o meşhur sözünü söylemiş;

"VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT"

 

ELAZIĞ HAVA DURUMU

ANKARA
Giriş Sayfam Yap

KİMLER SİTEDE

Şu anda 26 ziyaretçi çevrimiçi

CANLI SOHBET KÖŞESİ

Lütfen Argo ve Küfür İçeren Kelimeler Kullanmayınız!