MAHALLİ DİLİMİZ
Günlük Kullanılan Kelimeler-2 | Günlük Kullanılan Kelimeler-2 |
| Pazartesi, 24 Mart 2008 | |
|
ACIH ETMEK: Nisbet yapmak. İmrendirmek AFAGANNAR BASMAH: Sinirlenmek. Canı sıkılmak AĞIZ: 1-Ağız 2-Sefer, defa, kerre, Yoncanın her derimi. AĞUZ: Yeni doğmuş inekten alınan ilk süt AHIRI: En sonunda, nihayet AKLI GISSA: Aklı az, akılsız. ALEMET ETMEK/ELEMET ETMEK: Yaygara çıkarmak. Bağırıp çağırmak. ALTALAMAH: Hastalığın ilerlemesi, artması ANALIH: Üvey anne. ANDAL: Kavaklıkta kavak dizisi ve sulama yolu. ANDAVAL /ANDVALLI: Ahmak, aptal, beceriksiz. ANGUT: 1- Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, kuş beyinli 2- Ördekten daha iri bir kuş. ANUH: Nane. ARALIH: 1-Aralık ayı. 2- Aralanmış 3- Antre, oda kapılarının açıldığı evin giriş yeri. ARASAT: Sıkışık zaman. Ara yer. ARAV ETMET / ARAVLAMAH: Ön yıkama. Çamaşırın ıslatılıp, çalkalanıp ilk kirinin atılması işlemi. ARCAH: Temiz. ARHAGUYLU: Sırt üstü. ARHALAMAH: Sırtlamak, sırtına almak. ARHALANMAH: Sırtını dayamak, destek görmek. Güvenmek, ümit etmek. ARISDAH: Tavan. ARİŞ: Asma. AŞNE FİŞNE: Kırıştırma. Sevişme. ATAŞLANMAH: 1-Şehveti galeyana gelmek. 2-Gübrenin ya da yığın halindeki yaş otun buğulanması. AVARA: 1 – İşsiz, başıboş. 2- İşe yaramaz, kötü ,bozuk, iyi olmayan her şey. AVARA ETMEK: Çalışan kimseyi işinden alıkoymak. AVEL: Avanak. AVETMEK: Çalışan ya da yola giden birisini oyalamak, engel olmak. AYAH: Hava “Ayam açuh. Ayam bulutlu AYIHMAH: Uyanmak, kendine gelmek, farketmek AYAHCAH: Merdiven. AYIHMAH: Uyanmak , kendine gelmek , fark etmek. Farkına varmak , sezmek . Bir zarara veya kötülüğe uğrayacağını anlayıp önlemek. AYNIZ BUYNUZ: Eğri büğrü. AZATLAMAH: Salıvermek. İşe yaramayan eşek veya atı yazıya salmak. Evde çoğalan kedi ve köpek yavrularını eve dönmeyecekleri yere götürüp bırakmak BABALIH: Üvey baba. BABOŞ: Yiğit, delikanlı. Çocuk ve gençlere sevgi ifade eden hitap BACI: Küçük kız kardeş. BADINOS: Maydanoz. BAĞ SAĞMAH: Bağdan üzümlerin tümünü toplamak. BALCAN: Patlıcan. BALDIRI ÇIPLAH: Fakir, malsız mülksüz. BAR BAĞLAMAH / BAR TUTMAH: Kir tutmak, paslanmak, küflenmek. BARAN: Üzüm teveklerinin bir dizisi, bir sırası. BARHANA: Düzensiz ve karamakarışık kalabalık BASDUH: Pestil BAŞGILTI / BAŞIGILTI: Yatağın baş tarafı. Yatan bir kimsenin başucu. BAYAH / BAYAHILT / BAYAHDAN: Az önce, şimdi. BECİT: Lüzumlu, gerekli, önemli. BEHRİYAZI: Uzak ıssız arazi. BELEK: Siyahlı beyazlı veya başka renkli olan ( özellikle dana ve inek için ) BELENCE: Böylece, böylelikle, böylrsine BELLEK BEŞŞİK: Alacalı bulacalı. BEROŞ: Küçük kazan. BESLEME: Evde büyüyen ve devamlı evde kalan hizmetci kız. BEŞERET: Ucube, çirkin garip şey. BEŞŞİK: Alında akıtması olan hayvan. BEŞŞİK DAHA: Tanınan bilinen, sürü içinde kendini belli eden. BICILAMAH: Ekşimek. Kıskanmak. BIDIK: Çıkıntı. BIHCI: Bıçkı, testere, hızar. BIJDILİK: Ucu sivri. BILKIMAH / BILIK OLMAH: Meyvenin çok olgunluktan çürümeğe yüz tutması. Yaranın iltihaplanması. BIZAĞI: Buzağı. BIZDIK: Erkek çocuklara söylenen söylenilen bir hitap. Kalaycılıkta kap silen çırak. BIZOTLUH ETMEK: Oyun bozanlık etmek, karıştırmak. Bİ ARALIH: Birara, bir an, bir zaman. Bİ BAŞ: Bilhassa, hususen. Bİ ÇALA: Bir an, biraz şöyle böyle. Benzer, biraz benzer. Bİ ÇEŞİT: Acayip, tuhaf. Bİ ÇİMDİK: Biraz. İki parmak ucu ile tutulan miktar kadar. Bİ KIRTİK: Çok az, biraz. Bİ PIRTİK: Çok az, biraz. Bİ SOHUM: Bir lokma, biraz. Bİ TAHDADA: Hepsi, tamamı. Bİ TEVÜR: Bir çeşit, bir tuhaf. Bİ TİKİŞ: Çok az kala. BİBİ: Hala BİLİK: Tandırda pişirilen simit biçiminde ekmek, küçük kalın ekmek. BİREDİ: İyice tümüyle, büsbütün, hepsi. BİTMEK: ( Orcik, pestil pilit ve pekmez için ) Şekerlenmek. BOCİK: Böcek BOĞANAH: Sağnak, şiddetli yağmur, tipi. BOĞAZLI: İştahlı, çok yemek yiyen. BOR: İşlenmemiş toprak, sürülmemiş ve ekilmemiş tarla, beyazla kırmızı arası bir renk ve bu renkte sığır, gri renkli sığır. BORİK: Oyunda çzgi, oyun aletinin çizgi üstünde kalması. BOŞBOĞAZ: Münasebetsiz, densiz lüzumsüz konuşan. BOŞUNA ALMAH: Alay etmek. BOYLAMASINA: Boyu yönünde. BOYUN OLMAH: Kefil olmak, yardım etmeğe söz vermek. BOYUNA / BOYNA: Her zaman, devamlı sürekli. BOZO: Sarışın ( erkek için ) BU DÖNE: Bu sefer, bu defa. BU KESDE: Bu kalınlıkta. BU YOL: Bu sefer. BUBİK: Gonca, açılmamış gül, gül tomurcuğu. BUBULİK: Bir eşyanın çıkıntısı BUĞ: Buhar, buğu. BUĞUR: Buhar, kızgın, kızgınlık hiddet, kıskançlık, cinsel arzu. BURNU ÜSGEK: Mağrur BURNUNU DİKMEK: Küsmek, gücenmek. BURUN GIVIRMAH: Bir şeyi istememek, beğenmemek, önem vermemek. BÜRÜK / BÜRÜKLENMEK: Kadınlarda, baş örtüsü örtmek. Çarşaf uçları ile yüzünü kapamak, gözler hariç yüz örtmek CAĞ: Çorap ve hırka örmek için şiş. CAHAL: Genç. Cahil CALKAZAN: İşten kaçan, temel. Komik, cıvık kişi. CARIT: Ateş küreği. CEBELLEŞMEK: Mücadele etmek, tartışmak. CECİT: Yeni, kullanılmamış eşya. CELLİK CÜCÜK: Çoluk çocuk. İş yaramaz kalabalık. CELLO CİLLO: İt kopuk CEMBEK / CENMEK: Gürültülü kalabalık CENK: Bakır yeşermesi, bakır kapatan kalan yemeğin yeşermesi CEREME: Zaran ziyan, beceriksiz. CERGE: Kalabalık CIBIL: Züğürt, yoksul. CIBILDIK / CISCIBILDIK: Çıplak,çırılçıplak. CIFIT: Hareketli,yerinde duramayan, kurnaz. CIĞIZ: Oyun bozan. CIĞIZMAH: Oyunda mızıkçılık yapmak, anlaşmayı bozmak. CILĞA: Odun kıymığı. CILK: Çürük yumurta. Sözünde durmayan, kalleş, işe yaramaz CINGIL: Küçük üzüm salkımı CINIVIZ: Zayıf, çelimsiz çocuk, sinsi. CINİK: Benek. CINİKLİ: Benekli, küçük desenli. CIPBİK GÖZLÜ: Gözleri küçük ve çukurda olan. CIRİK: Suyu az akan çeşme, az akan su. CİBAR: Yakı. CİDAV: Açık,büyük yara, yağır. CİĞER: Ciğer, yakın akraba, eş çocuklar, can ciğer. CİN CÜCÜĞÜ: Küçük çelimsiz fakat zeki ve yaramaz olan çocuk. CİNDİLLİ: Kötü huylu, sinirli, her şeyden huylanan. CİSİR: Dam örtmede kullanılan kalın iri ağaç. CİVELEK: Malı mülkü olamayan, çelimsiz COCO: Küçük abdest, işek COLAP: Fazla yağlı yemek CORİK: Ağzı geniş, su akacak kısmı dışa doğru geniş uzun olan CÜCÜK: Civciv CÜNÜT: Bataklık ÇAĞA: Çocuk ÇAĞALA: Olmamış meyve ( aluça,erik, kayısı, badem, elma) ÇAĞALANMAH: Büyük adamın çocukça hareket etmesi ÇAĞAM: Yavrum, çocuğum ÇAKILDAH: Koyunların kuyrukları altına yapışıp kuruyan pislik ÇANAH: Porselen tabak, topraktan yapılmış tabak, saksı ÇAP: Hiyle, aldatma ÇAP ETMEK: Hiyle yapmak, naz ve işve ile aldatmak ÇAPA GETÜRMEK: Aldatılmak ÇAPİK ÇALMAH: El çırpmak, alkışlamak ÇARH: Çark, evlerde yatak odalarında banyo yapmak için ya yüklük için ya da makat altına yapılmış yer. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| FOTOĞRAF ALBÜMÜ |
| KÖY VİDEOLARI |
| ONUR TABLOMUZ |
| DERNEĞİMİZ |
| KÖY MUTFAĞI |
| MAHALLİ DİLİMİZ |
| ZİYARETÇİ DEFTERİ |