Elazığ Merkez Aşağıdemirtaş (Aşağıholpenk)-Kesikköprü Köyü Web Sitesi

  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • red color
  • green color
Giriş Sayfam Yap

ANA SAYFA arrow MAHALLİ DİLİMİZ arrow Günlük Kullanılan Kelimeler-2
Günlük Kullanılan Kelimeler-2

ACIH ETMEK: Nisbet yapmak. İmrendirmek

AFAGANNAR BASMAH:  Sinirlenmek. Canı sıkılmak

AĞIZ: 1-Ağız 2-Sefer, defa, kerre, Yoncanın her derimi.

AĞUZ:  Yeni doğmuş inekten alınan ilk süt

AHIRI:  En sonunda, nihayet

AKLI GISSA:  Aklı az, akılsız.

ALEMET ETMEK/ELEMET ETMEK:  Yaygara çıkarmak. Bağırıp çağırmak.

ALTALAMAH:  Hastalığın ilerlemesi, artması

ANALIH:  Üvey anne.

ANDAL:  Kavaklıkta kavak dizisi ve sulama yolu.

ANDAVAL /ANDVALLI:  Ahmak, aptal, beceriksiz.

ANGUT:  1- Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, kuş beyinli 2- Ördekten daha iri bir kuş.

ANUH:  Nane.

ARALIH:  1-Aralık ayı.  2- Aralanmış 3- Antre, oda kapılarının açıldığı evin giriş yeri.

ARASAT:  Sıkışık zaman. Ara yer.

ARAV ETMET / ARAVLAMAH:  Ön yıkama.  Çamaşırın ıslatılıp, çalkalanıp ilk kirinin atılması işlemi.

ARCAH:  Temiz.

ARHAGUYLU:  Sırt üstü.

ARHALAMAH:  Sırtlamak, sırtına almak.

ARHALANMAH:  Sırtını dayamak, destek görmek.  Güvenmek, ümit etmek.

ARISDAH:  Tavan.

ARİŞ:  Asma.

AŞNE FİŞNE:  Kırıştırma.  Sevişme.

ATAŞLANMAH:  1-Şehveti galeyana gelmek.  2-Gübrenin ya da yığın halindeki yaş otun buğulanması.

AVARA:  1 – İşsiz, başıboş.  2- İşe yaramaz, kötü ,bozuk, iyi olmayan her şey.  

AVARA ETMEK:  Çalışan kimseyi işinden alıkoymak.

AVEL:  Avanak.

AVETMEK:  Çalışan ya da yola giden birisini oyalamak, engel olmak.

AYAH:  Hava “Ayam açuh.  Ayam bulutlu AYIHMAH:  Uyanmak, kendine gelmek, farketmek

AYAHCAH:  Merdiven.  

AYIHMAH: Uyanmak , kendine gelmek , fark etmek. Farkına varmak , sezmek . Bir zarara veya kötülüğe uğrayacağını anlayıp önlemek.

AYNIZ BUYNUZ:  Eğri büğrü.

AZATLAMAH:  Salıvermek.  İşe yaramayan eşek  veya atı yazıya salmak.  Evde çoğalan kedi ve köpek yavrularını eve dönmeyecekleri yere götürüp bırakmak

BABALIH:  Üvey baba.

BABOŞ:  Yiğit, delikanlı.  Çocuk ve gençlere sevgi ifade eden hitap

BACI:  Küçük kız kardeş.  

BADINOS:  Maydanoz.  

BAĞ SAĞMAH:  Bağdan üzümlerin tümünü  toplamak.  

BALCAN:  Patlıcan.

BALDIRI ÇIPLAH:  Fakir, malsız mülksüz.  

BAR BAĞLAMAH / BAR TUTMAH:  Kir tutmak, paslanmak, küflenmek.  

BARAN:  Üzüm teveklerinin bir dizisi, bir sırası.  

BARHANA:  Düzensiz ve karamakarışık kalabalık

BASDUH:  Pestil

BAŞGILTI  / BAŞIGILTI:  Yatağın baş tarafı. Yatan bir kimsenin başucu.  

BAYAH / BAYAHILT / BAYAHDAN:  Az önce, şimdi.

BECİT:  Lüzumlu, gerekli, önemli.

BEHRİYAZI: Uzak ıssız arazi.  

BELEK:  Siyahlı beyazlı veya başka renkli olan ( özellikle dana ve inek için )

BELENCE:  Böylece, böylelikle, böylrsine

BELLEK BEŞŞİK:  Alacalı bulacalı.

BEROŞ:  Küçük kazan.

BESLEME:  Evde büyüyen ve devamlı evde kalan hizmetci kız.

BEŞERET:   Ucube, çirkin garip şey.  

BEŞŞİK:  Alında akıtması olan hayvan.

BEŞŞİK DAHA:  Tanınan bilinen, sürü içinde kendini belli eden.  

BICILAMAH:  Ekşimek.  Kıskanmak.

BIDIK:  Çıkıntı.

BIHCI:  Bıçkı, testere, hızar.

BIJDILİK:  Ucu sivri.

BILKIMAH / BILIK OLMAH:  Meyvenin çok olgunluktan çürümeğe yüz tutması.  Yaranın iltihaplanması.

BIZAĞI:  Buzağı.

BIZDIK: Erkek çocuklara söylenen söylenilen bir hitap.  Kalaycılıkta kap silen çırak.

BIZOTLUH ETMEK:  Oyun bozanlık etmek, karıştırmak.  

Bİ ARALIH:  Birara, bir an, bir zaman.

Bİ BAŞ:  Bilhassa, hususen.

Bİ ÇALA:  Bir an, biraz şöyle böyle.  Benzer, biraz benzer.

Bİ ÇEŞİT:  Acayip, tuhaf.

Bİ ÇİMDİK:  Biraz.  İki parmak ucu ile tutulan miktar kadar.

Bİ KIRTİK:  Çok az, biraz.

Bİ PIRTİK:  Çok az, biraz.

Bİ SOHUM:  Bir lokma, biraz.

Bİ TAHDADA:  Hepsi, tamamı.

Bİ TEVÜR:  Bir çeşit, bir tuhaf.

Bİ TİKİŞ:  Çok az kala.

BİBİ:  Hala

BİLİK:  Tandırda pişirilen simit biçiminde ekmek, küçük kalın ekmek.

BİREDİ:  İyice tümüyle, büsbütün, hepsi.

BİTMEK:  ( Orcik, pestil pilit ve pekmez için ) Şekerlenmek.

BOCİK:  Böcek

BOĞANAH:  Sağnak, şiddetli yağmur, tipi.

BOĞAZLI:  İştahlı, çok yemek yiyen.

BOR:  İşlenmemiş toprak, sürülmemiş ve ekilmemiş tarla, beyazla kırmızı arası bir renk ve bu renkte sığır, gri renkli sığır.  

BORİK:  Oyunda çzgi, oyun aletinin çizgi üstünde kalması.

BOŞBOĞAZ:  Münasebetsiz, densiz lüzumsüz konuşan.

BOŞUNA ALMAH:  Alay etmek.

BOYLAMASINA:  Boyu yönünde.

BOYUN OLMAH:  Kefil olmak, yardım etmeğe söz vermek.

BOYUNA / BOYNA:  Her zaman, devamlı  sürekli.

BOZO:  Sarışın ( erkek için )

BU DÖNE:  Bu sefer, bu defa.

BU KESDE:  Bu kalınlıkta.

BU YOL:  Bu sefer.

BUBİK:  Gonca, açılmamış gül, gül tomurcuğu.

BUBULİK:  Bir eşyanın çıkıntısı

BUĞ:  Buhar, buğu.

BUĞUR:  Buhar, kızgın, kızgınlık hiddet, kıskançlık, cinsel arzu.

BURNU ÜSGEK:  Mağrur

BURNUNU DİKMEK:  Küsmek, gücenmek.

BURUN GIVIRMAH:  Bir şeyi istememek,  beğenmemek, önem vermemek.

BÜRÜK / BÜRÜKLENMEK:  Kadınlarda, baş örtüsü örtmek.  Çarşaf uçları ile yüzünü kapamak, gözler hariç yüz örtmek

CAĞ:  Çorap ve hırka örmek için şiş.

CAHAL:  Genç.  Cahil

CALKAZAN:  İşten kaçan, temel.  Komik, cıvık kişi.

CARIT:  Ateş küreği.

CEBELLEŞMEK:  Mücadele etmek, tartışmak.

CECİT:  Yeni, kullanılmamış eşya.

CELLİK CÜCÜK:  Çoluk çocuk.  İş yaramaz kalabalık.

CELLO CİLLO:  İt kopuk

CEMBEK / CENMEK:  Gürültülü kalabalık

CENK:  Bakır yeşermesi, bakır kapatan kalan yemeğin yeşermesi

CEREME:  Zaran ziyan, beceriksiz.

CERGE:  Kalabalık

CIBIL:  Züğürt, yoksul.

CIBILDIK  / CISCIBILDIK:  Çıplak,çırılçıplak.

CIFIT:  Hareketli,yerinde duramayan, kurnaz.

CIĞIZ:  Oyun bozan.

CIĞIZMAH:  Oyunda mızıkçılık yapmak,  anlaşmayı bozmak.

CILĞA:  Odun kıymığı.

CILK:  Çürük yumurta.  Sözünde durmayan, kalleş, işe yaramaz

CINGIL:  Küçük üzüm salkımı

CINIVIZ:  Zayıf, çelimsiz çocuk, sinsi.

CINİK:  Benek.

CINİKLİ:  Benekli, küçük desenli.

CIPBİK GÖZLÜ:  Gözleri küçük ve çukurda olan.

CIRİK:  Suyu az akan çeşme, az akan su.

CİBAR:  Yakı.

CİDAV:  Açık,büyük yara, yağır.

CİĞER:  Ciğer, yakın akraba, eş çocuklar, can ciğer.

CİN CÜCÜĞÜ:  Küçük çelimsiz fakat zeki ve yaramaz olan çocuk.

CİNDİLLİ:  Kötü huylu, sinirli, her şeyden huylanan.

CİSİR:  Dam örtmede kullanılan kalın iri ağaç.

CİVELEK:  Malı mülkü olamayan, çelimsiz

COCO:  Küçük abdest, işek

COLAP:  Fazla yağlı yemek

CORİK:  Ağzı geniş, su akacak kısmı dışa doğru geniş uzun olan

CÜCÜK:  Civciv

CÜNÜT:  Bataklık

ÇAĞA:  Çocuk

ÇAĞALA:  Olmamış meyve ( aluça,erik, kayısı, badem, elma)

ÇAĞALANMAH:  Büyük adamın çocukça hareket etmesi

ÇAĞAM:  Yavrum, çocuğum

ÇAKILDAH:  Koyunların kuyrukları altına yapışıp kuruyan pislik ÇANAH:  Porselen tabak, topraktan yapılmış tabak, saksı

ÇAP:  Hiyle, aldatma

ÇAP ETMEK:  Hiyle yapmak, naz ve işve ile aldatmak

ÇAPA GETÜRMEK:  Aldatılmak

ÇAPİK ÇALMAH:  El çırpmak, alkışlamak

ÇARH:  Çark, evlerde yatak odalarında banyo yapmak için ya yüklük için ya da  makat altına yapılmış yer.

 
< Önceki   Sonraki >

ELAZIĞ HAVA DURUMU

ANKARA
Giriş Sayfam Yap

SİTEYE ÜYELİK

Siteden daha iyi istifade etmek için üye olunuz.





Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun

SİTE İSTATİSTİĞİ

Ziyaretçiler: 299054

KİMLER SİTEDE

Şu anda 26 ziyaretçi çevrimiçi

CANLI SOHBET KÖŞESİ

Lütfen Argo ve Küfür İçeren Kelimeler Kullanmayınız!